“Oğul”, ülkenin politik durumunun farkında bile
olmadan doğudaki sevgilisinin peşine düşen Karadenizli bir çocuğun babası ile doğudaki küçücük bir
dağ köyünde yalnız yaşayan ve tüm çabalarına rağmen oğlunun dağa çıkmasını engelleyemeyen umutsuz
bir babanın öyküsüdür.
“Oğul”, iki farklı coğrafyadan birbirlerinin yüzünü
bile görmemiş iki gencin, hayatın hiçbir noktasında kesişmeyen hikâyesini, bu iki gencin babalarının
dramı üzerinden anlatmaktadır.
Yaşananlar sonrasında, karşılaştığı baskıdan dolayı Karadenizli
gencin ölüsünü “kendi oğlum” diye gömen, ancak kendi oğlunun ölüsünün gelmesiyle tekrar
yıkılan doğulu babanın trajedisi, tesadüfen sahiplenilen “ölü oğul”un babasının da dağ
köyüne gelmesiyle farklı bir anlam kazanır. Artık kimin nerede yattığının bir önemi kalmamıştır.
Sıkışmışlık, çaresizliğe, çaresizlik toprak altında “isimlendirilemeyen” iki ölü oğula
dönüşmüştür.
Hindistan’ın Uluslararası Chennai Film Festivali ve Bombay Film
Festivali’ne davet edilen “Oğul” Montreal’de düzenlenen Monde Film
Festivali’nde dört kez gösterildi.
Filmin yönetmeni Atilla Cengiz, neden bu filmi çekmek
istediğini ise şöyle özetliyor:
“Barış, bütün teorik kaygılardan ve hesaplardan arınarak
bir başkasının hayatına duyduğumuz sevgidir. Bir yönetmen olarak, bu topraklara ait bir hikâye
anlatma isteği duyduğumda birçok hikâye buldum. Fakat bunlardan belirli sebeplerden dolayı
vazgeçtim. En son yazdığım hikâyeyi çekmeye karar vermemdeki etken, bu topraklarda en çok ihtiyaç
duyduğumuz şeyin barış olduğuna kanaat getirmiş olmamdı.”